Tevfik Fikret (24 Aralık 1867 – 19 Ağustos 1915), Osmanlı şairi ve öğretmenidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinde Servet-i Fünûn topluluğunun lideri olan Fikret, devrimci ve idealist fikirleriyle Mustafa Kemal başta olmak üzere dönemin birçok aydınını etkiledi. Türk edebiyatının Batılılaşmasında öne çıkan isimlerden biri olmuş, kendisinden sonra gelen kuşaklar üzerinde bir düşünce ekolü oluşturmuştur.
Özet Bilgiler
- Doğum: 24 Aralık 1867, İstanbul (Kadırga); ailesinin verdiği ad Mehmed Tevfik
- Ölüm: 19 Ağustos 1915, Aşiyan (İstanbul); geçirdiği bir ameliyat sonrasında 47 yaşında
- Bağlı olduğu topluluk: Servet-i Fünûn / Edebiyat-ı Cedide
- Görevleri: Mekteb-i Sultânî edebiyat öğretmenliği ve müdürlüğü (1909), Servet-i Fünûn dergisi yöneticiliği (1896-1901), Robert Kolej Türkçe öğretmenliği
- Önemli eserleri: Rübâb-ı Şikeste (1900), Sis, Târih-i Kadîm, Rübâb’ın Cevâbı (1911), Halûk’un Defteri (1911), Şermin (1914)
Hayatı ve Eğitimi
24 Aralık 1867’de İstanbul’un Kadırga semtinde doğdu. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı’nın Bayramören ilçesine bağlı Dalkoz köyünden İstanbul’a yerleşmiş bir ailenin oğluydu ve Hama, Nablus, Akka, Urfa, Halep mutasarrıflıklarında bulundu. Annesi Hacı Hatice Refia Hanım, 1822’deki Yunan ayaklanmasında kimsesiz kalıp Osmanlılara sığınmış iki Sakızlı Rum çocuğunun kızıydı.
Annesi 1879’da hac dönüşünde kolera nedeniyle ölünce 12 yaşında öksüz kaldı. Babası saraya jurnal edilerek sürgüne gönderildiği için kendisinin ve kız kardeşinin bakımını anneannesi ile büyük yengesi üstlendi; 19 yıl sürgünde kalan babası bir daha dönemedi ve Antep’te öldü. Öğrenimine Aksaray’daki Mahmudiye Valide Rüştiyesinde başladı; okul 93 Harbi sonrasında göçmenlere tahsis edilince Galatasaray Sultanisine geçti. On bir yıl öğrenim gördüğü bu okulda Recaizade Ekrem ve Muallim Naci gibi edebiyatçıların öğrencisi oldu, şiir yazmaya lise yıllarında başladı.
Öğretmenlik Hayatı ve Servet-i Fünûn
Mezun olduğu yıl Hariciye Nezareti İstişare Odasında kâtip olarak işe başladı. Maarif Mektûbî Kaleminden bir yıl dolmadan istifa etti; gecikmiş maaşlarının ödenmesini maaşı hak etmediği gerekçesiyle reddetti ve Hazine yine de toplu ödeme yaptığında parayı Göçmenler Komisyonuna bağışladı. Yüksek Ticaret Okulunda dersler verdikten sonra 1892’de Mekteb-i Sultânî’ye atandı; Muallim Naci’nin vefatı üzerine edebiyat öğretmeni olarak çalışmayı sürdürdü.
1895’te Recaizade Ekrem’in aracılığıyla Servet-i Fünûn’un sahibi Ahmet İhsan ile tanıştı ve dergi, Fikret’in yönetiminde çıkmaya başladığı 256. sayıdan itibaren bir edebiyat dergisi hâline geldi. Çevresinde Halit Ziya, Cenap Şahabettin ve Mehmet Rauf gibi yenilikçi aydınların toplandığı bu harekete Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) dendi. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda kazanılan zaferin etkisiyle kahramanlık şiirleri yazdı; 1896 sonlarında başladığı Robert Kolej’deki Türkçe derslerini ölümüne kadar sürdürdü.
Aşiyan Yılları
Servet-i Fünûn’un kapanması, arkadaşlarının sürgüne gönderilmesi, 1902’de kız kardeşi Sıdıka’yı ve 1905’te babasını kaybetmesi şairi çok yıprattı. İstanbul’u baskı ve ahlaki çöküşün simgesi olarak betimlediği ünlü “Sis” şiirini 1902’de, İstanbul’un sisler altında olduğu bir günde yazdı. İnziva düşüncesini gerçekleştirmek için Kadırga’daki konağın satışından elde ettiği parayla Rumelihisarı’nda, planlarını kendi çizdiği üç katlı ahşap bir ev yaptırdı. 1905’te tamamlanan ve Farsçada “kuş yuvası” anlamına gelen Aşiyan adını verdiği bu ev, günümüzde müze olarak hizmet veriyor.
II. Meşrutiyet ve Son Yılları
Meşrutiyet’in ilanı Fikret’in inzivadan çıkmasını sağladı. İttihat ve Terakki yönetiminin isteği üzerine ilandan on üç gün önce “Millet Şarkısı” adlı marşı yazdı; elden ele dolaşan bu marş devrimin habercisi oldu. Ardından yazdığı “Rücu (Geri Alış)” şiiriyle İstanbul’a savurduğu lanetleri geri aldı ve teklif edilen Maarif Vekilliğini reddederek 1909 başında Mekteb-i Sultânî müdürlüğünü kabul etti. 31 Mart Olayı sırasında okulun yıkılacağı haberini alınca “Sultaniyi yıkmak için önce beni yıkmak lazımdır.” diyerek okulun önünde dikildi.
1910’da yeniden Aşiyan’a çekildi. Meşrutiyet yönetiminden hayal kırıklığına uğrayarak “Doksan Beşe Doğru” şiirinde meclisin feshedilmesine duyduğu öfkeyi, “Hân-ı Yağmâ”da dönemin yolsuzluklarını, I. Dünya Savaşı’na girilmesini yeren “Sancak Şerîf Huzûrunda”da yöneticileri eleştirdi. Mehmet Akif’in kendisine yönelttiği suçlamalara 1914’te kaleme aldığı “Târih-i Kadîm’e Zeyl” ile yanıt verdi. Bu eleştiriler muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti ve sağlığını bozdu. Son yıllarında çocuk şiirlerine yöneldi; hece ölçüsüyle ve sade bir dille yazdığı bu şiirleri 1914’te “Şermin” kitabında topladı. Dönemin düşünce hayatında Türkçülük fikriyle öne çıkan Ziya Gökalp ve gazeteciliğiyle tanınan yazar Ahmed Rasim gibi isimler de aynı kuşağın en çok tartışılan yazarları arasındaydı.
Edebî Kişiliği ve Eserleri
Tevfik Fikret’in edebî gelişimi, geleneksel şiir anlayışından Batı etkisindeki yeni Türk şiirine yönelen birkaç dönem hâlinde ele alınır. İlk şiirlerinde divan şiirinin nazım şekilleri ve hayal dünyası belirgindir. Ardından Recaizade Mahmud Ekrem ile Abdülhak Hâmid Tarhan’ın şiir anlayışına yöneldi. Fransız edebiyatından Charles Baudelaire, Sully Prudhomme ve François Coppée’nin şiirleri üslubunu belirginleştirdi.
“Târih-i Kadîm”, “Bir Lahza-i Teahhur”, “Hân-ı Yağmâ” ve “Doksan Beşe Doğru” gibi manzumelerinde yönetimi, savaşı, tarih anlayışını ve toplumsal kurumları eleştirdi. Ressamlıkla da ilgilenen şair, “Hasta Çocuk”, “Balıkçılar” ve “Ramazan Sadakası” gibi şiirlerinde gündelik hayattan kişileri ve küçük olayları işledi. Çocuklar için yazdığı Şermin’de ise eğitim, çalışma, doğa ve gündelik hayat temalarına yer verdi.
Ölümü ve Mirası
Geçirdiği bir ameliyat sonrasında 19 Ağustos 1915’te Aşiyan’da 47 yaşında hayatını kaybetti. Kayınpederine evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etmiş olsa da Eyüp’teki aile mezarlığına gömüldü; mezarı 24 Aralık 1961’de, 1945’te müze yapılan evine nakledildi. Rıza Tevfik’in başlattığı gelenekle her yıl Aşiyan’da anılan Fikret’in 1918’deki anma törenine Mustafa Kemal de katılmıştır.
Sıkça Sorulan Sorular
Tevfik Fikret kimdir?
Tevfik Fikret, 1867-1915 yılları arasında yaşamış Osmanlı şairi ve öğretmenidir. Servet-i Fünûn topluluğunun lideri olarak Türk edebiyatının Batılılaşmasında öne çıktı; devrimci ve idealist fikirleriyle Mustafa Kemal başta olmak üzere dönemin birçok aydınını etkiledi.
Tevfik Fikret nerede doğdu?
24 Aralık 1867’de İstanbul’un Kadırga semtinde doğdu. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı’nın Bayramören ilçesine bağlı Dalkoz köyünden İstanbul’a yerleşmiş bir ailenin oğluydu.
Tevfik Fikret’in en önemli eserleri nelerdir?
İlk kitabı 1900’de yayımlanan Rübâb-ı Şikeste’dir. Sis ve Târih-i Kadîm manzumeleri ile Rübâb’ın Cevâbı, Halûk’un Defteri ve Şermin en bilinen eserleri arasındadır.
Aşiyan nedir?
Aşiyan, Farsçada “kuş yuvası” anlamına gelir; Tevfik Fikret’in 1905’te Rumelihisarı’nda tamamlanan evine verdiği addır. 1945’te müze hâline getirilen bu eve şairin mezarı da 1961’de nakledilmiştir.