Neşet Ertaş kimdir? Neşet Ertaş (1938, Kırşehir – 25 Eylül 2012, İzmir), Türk halk ozanı ve saz sanatçısıdır. Türkmen/Abdallık kültürünün ve müzik geleneğinin son büyük temsilcisi kabul edilir; “Bozkırın Tezenesi” olarak anılır. Babası Muharrem Ertaş’tan öğrendiği türkü ve bozlakları kayıt altına almış, eserlerinde “Garip” mahlasını kullanmıştır.
Özet Bilgiler
- Doğum: 1938, Kırtıllar mezrası, Çiçekdağı, Kırşehir
- Ölüm: 25 Eylül 2012, İzmir
- Meslek/Unvan: Türk halk ozanı ve saz sanatçısı
- Memleketi: Kırşehir
- Bilinen eserleri: Neden Garip Garip Ötersin Bülbül, Gitme Leylam, Sar Leyla Leyla, Hareli Gelin, Zülüf Dökülmüş Yüze
- Başarıları: 2006 TBMM Üstün Hizmet Ödülü, 2009 UNESCO Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal envanteri, 2011 İTÜ Fahri Doktor unvanı
Hayatı ve Eğitimi
Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı Kelismailuşağı köyünün Kırtıllar mezrasında doğdu. Babası, Türkmen/Abdal müzik ve özellikle bozlak geleneğinin en güçlü temsilcisi olan Muharrem Ertaş; annesi ise Kırıkkale’nin Keskin ilçesine bağlı Hacıaliobası köyünden Döne Ertaş’tır. Babasının sazı ve sözüyle yapılan köy düğünlerinde zil ve darbuka çalarak müzikle erken yaşta tanıştı.
Sekiz yaşındayken babasıyla birlikte İbikli köyüne yerleştiler. On iki yaşında annesini kaybeden Ertaş, babasıyla birlikte Yozgat, Yerköy ve Kırıkkale gibi yöreleri dolaşarak geçimini sağladı. Bu göçebe yıllar boyunca okula hiç gitmedi; keman, cümbüş ve bağlama çalmayı babasından öğrendi. Sanatının kaynağını anlatırken “Sanatımın yüzde doksanını babama borçluyum” demiştir.
Sanat Yaşamı ve Eserleri
1950’lerin başında TRT Ankara Radyosu’nda Muzaffer Sarısözen yönetimindeki “Yurttan Sesler” topluluğuna katıldı. Burada “Geleli Gülmedim Ben Bu Cihana” adlı bozlağı seslendirmesinin ardından yirmi yılı aşkın süre boyunca on beş günde bir “misafir mahallî sanatçı” sıfatıyla radyoya çağrılarak on beşer dakikalık solo bantlar yaptı.
1957’de İstanbul’a giderek ilk kayıtlarını babasının türküleriyle gerçekleştirdi. Babasına ait “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adlı bozlağın yer aldığı ilk taş plağını diğer plakları ve halk konserleri izledi. İki yıl İstanbul’da çalıştıktan sonra sahne hayatına Ankara’da Kazablanka Gazinosu’nda devam etti; bu yıllarda Anadolu’da turnelere çıktı. 1962’de askerlik görevini Narlıdere’de yaptı ve bu dönemde saz ustası Hüseyin Koluman’ın yanında çalıştı. Aynı yıllarda Leyla adlı bir kadınla evlendi; yedi yıl süren bu evlilikten Döne, Canan ve Hüseyin adlı üç çocuğu oldu.
1960’lı yıllardan itibaren kendi yazdığı şiirleri havalandırıp seslendirdi ve “Garip” mahlasını kullanmaya başladı. 1970’li yıllardan itibaren türküleri dönemin pek çok sanatçısı tarafından yorumlandı. 1969’da Almanya dönüşünde Yugoslavya’da geçirdiği trafik kazasının ardından üç ay hapis yattı. 1976’da sahnede parmaklarından felç geçirdi; iki yıl süren fizik tedavinin ardından ailesini de yanına getirterek 1979-2003 yılları arasında Almanya’da kaldı. Önce Berlin’e, sonra Köln’e yerleşti; Avrupa’da Türk işçilerin yoğun yaşadığı şehirlerde konserler verdi ve bu dönemde 20 civarında kaset çıkardı.
Seslendirdiği eserler arasında söz ve müziği kendisine ait türküler, bozlaklar ve deyişler ile Orta Anadolu yöresine ait halay ve oyun havaları yer alır. Sanatçı, yirmi beş yıl aradan sonra 2000’de İstanbul Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda verdiği konserle Türkiye’deki sahne hayatına geri döndü. 2002’de kendisine verilmesi uygun görülen “Devlet Sanatçılığı” unvanını kabul etmedi; halkın sanatçısı olmayı tercih etti. 2003’te Türkiye’ye dönerek İzmir’e yerleşti. 2006’da TBMM Üstün Hizmet Ödülü’ne değer görüldü, 2009’da UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal envanterine girmeye değer bulundu ve 2011’de İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından kendisine fahri doktor unvanı verildi.
Türk halk şiiri geleneğinin önemli isimlerinden Karacaoğlan ve Yunus Emre gibi ozanların söz geleneği, Ertaş’ın repertuvarında da yaşatılmıştır.
Ölümü
Neşet Ertaş, mesane kanseri tedavisi gördüğü İzmir’deki Medical Park Hastanesi’nde 25 Eylül 2012 tarihinde hayatını kaybetti. Cenazesi Kırşehir’e getirildi; Ahi Evran Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Bağbaşı Mezarlığı’nda, vasiyeti üzerine babasının mezarının ayak ucuna defnedildi.
Sıkça Sorulan Sorular
Neşet Ertaş kimdir?
Neşet Ertaş, 1938-2012 yılları arasında yaşamış Türk halk ozanı ve saz sanatçısıdır. Türkmen/Abdallık kültürünün ve müzik geleneğinin son büyük temsilcisi kabul edilir ve “Bozkırın Tezenesi” olarak anılır. Babası Muharrem Ertaş’tan öğrendiği türkü ve bozlakları kendi üslubuyla kayıt altına almıştır.
Neşet Ertaş nereli?
1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı Kelismailuşağı köyünün Kırtıllar mezrasında doğmuştur. Babası Kırşehirli saz şairi Muharrem Ertaş, annesi ise Kırıkkale’nin Keskin ilçesine bağlı Hacıaliobası köyündendir.
Neşet Ertaş’ın en bilinen eserleri hangileridir?
Babasından öğrendiği ve ilk taş plağına okuduğu “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” en bilinen türkülerindendir. Bunun yanı sıra Gitme Leylam, Sar Leyla Leyla, Hareli Gelin ve Zülüf Dökülmüş Yüze gibi eserleri de repertuvarının öne çıkan parçaları arasındadır.
Neşet Ertaş neden “Bozkırın Tezenesi” olarak anılır?
Bozkırın kendine özgü söyleyişini ve tezene kullanımındaki ustalığını sazına yansıtması nedeniyle bu şekilde anılmıştır. Ayrıca 2009’da UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal envanterine girmeye değer görülmüş, 2011’de İTÜ tarafından kendisine fahri doktor unvanı verilmiştir.